Perşembe, Mayıs 14, 2009

Öfkeye İsimlerini Veren Savaşçılar: Berserkerler

Berserkerler, Viking savaşçı sınıfı arasında en ilgi çekici ve en az anlaşılmış gruptur. Bunlar, savaş esnasında gözleri öfkeden kararmış vaziyette düşmana saldıran ve hiç bir ayrım yapmayan ölüm makinelerine dönüşen bireysel savaşçılardı.

Berserker kelimesinin kökeni tartışma konusudur. Üzerinde gömleği veya zırhı olmayan, çıplak anlamına gelen "bare-sark" kelimesinden geldiği iddia edilmiştir. İsimlerinin geçtiği bir çok yerde zırhlarının olmadığından bahsedilmiştir. Bir diğer iddia da, hayvan postu anlamına gelen "bear-sark" kelimesinden geldiği yönündedir. Ayı postu en mantıklı berserker kıyafeti gibi gözükse de, bazı destanlarda onlardan ulfheddin, yani kurt postu giyenler diye bahsedilir. Berserkerler sıklıkla, ismi Almanca'da öfke veya hışım anlamına gelen wut kelimesinden türemiş Tanrı Wotan veya Nordik mitolojideki adıyla Odin ile özdeşleştirilmişlerdir.

Nordik tanrıların en büyüğüyle olan bu bağları, berserkerler ile alakalı bir çok destanda vurgulanmıştır. Bunlardan birisi, berserkerlerin tıpkı Odin gibi hayvan suretine bürünebildikleri veya en azından kurt ve ayı gibi hayvanların özelliklerine sahip olabildikleridir. Hrolf Destanı'nda, Bjarki isimli kahramanın savaş sırasında ayı suretine büründüğü ve diğer 5 savaşçıdan daha fazla düşman öldürdüğü anlatılır. Berserkerler ayrıca kendilerine silah işlememesiyle de tanınırlardı. Bu özelliğin doğuştan veya sonradan büyü ile kazanıldığına inanılırdı. Bir çok destanda bu özellikten bahsedilmiştir. Bunun sebebinin giydikleri kalın hayvan postu veya öfkeleri yüzünden yaralanmaya aldırmamaları olması muhtemeldir. Berserkerlerin öldürücü yaralara rağmen savaşmaya devam etmelerinin düşmanları üzerinde yarattığı psikolojik etki küçümsenemez.

Berserkerlerin, uygulamaları ve duaları sadece üyelere açıklanan bir Odin dini tarikatına mensup olma ihtimalleri vardır. Bizans İmparatoru VII. Konstantin, Viking kökenli Varangian Muhafızları'nın hayvan postu giyerken yaptıkları bir danstan bahseder. Bu, tarikat ritüellerinin uygulanmanmasının bir göstergesi olabilir. Bu tip bir dans, İsveç miğferleri, kılıçları ve bilekliklerine de işlenmiştir. Tarikata yeni kabul edilmiş bir üye, genellikle bir ayı ile dövüşmek zorunda kaldığı inisiye edilme sürecinden geçmekteydi. Bu tip dövüşlerin tasvirlerine İsveç miğferlerindeki işlemelerde rastlanmıştır. Bu tarikatta üyelere, büyük ihtimalle öfkenin nasıl şiddetlendirileceğinin sırrı öğretilmekteydi. Bu öfkenin sebebinin alkol veya uyuşturucu ilaçlar olduğu görüşü yaygındır. Kişide bu tip bir durum ortaya çıkaran amanita mucaria isimli halüsinojenik bir mantar kullanıldığı iddia edilmiştir. Diğer araştırmacılar ise bu cinnet halinin akli dengedeki bozukluk, sara nöbeti veya kişinin kendi kendine yarattığı isteriden kaynaklandığını belirtirler.

Berserkerlerin görünümü de düşmana korku salmak açısından önemliydi. Hayvan postu, özellikle kafası duruyorsa ve savaşçı bunu kafasına geçirmişse, korkutucu bir görünüm yaratıyordu. Bu ve yine hayvan suretine girebildikleri söylentisi yüzünden bazen birlikte savaştıkları askerler bile onlardan korkuyordu. Bazı destanlarda anlatıldığı üzere, askerler akşam üzeri ordugahta otururken ruhsal durumu sık sık değişen, kah sessizleşen, kah kendi kendine kahkaha atan bazı savaşçıların kurtadam olduğuna inanıyorlardı. Berserkerler bir çok kaynakta çok çirkin olarak tasvir edilirler. Bu yüzden onları İskandinav mitolojisindeki trollere benzetenler vardı. Çirkinliklerinin doğuştan mı geldiği, yoksa bilerek mi kendilerini çirkinleştirdikleri bilinmemektedir.

Savaş başladığı zaman, bu savaşçılar berserkergang denilen cinnet haline girerlerdi. Çok yüksek miktarda adrenalin salgılandığından olacak ki, savaştan sonra tükenmiş vaziyette olurlardı. Hrolf Destanı'nda bu durum şöyle anlatılır: "Bu dev adamlara bazen öyle bir öfke çökerdi ki, önlerine çıkan insan veya hayvan ne varsa öldürürler, kendi canlarını da sakınmazlardı. Bu öfke sırasında hiçbir şeyden korkmazlardı ama öfke hali sona erince güçlerinin yarısı bile kalmaz, sanki hasta yatağından yeni kalkmış gibi olurlardı. Bu öfke hali bir gün kadar sürerdi." Berserkerler vahşi hayvanlar gibi bağırırlardı ve inanılmaz bir kuvvete sahiptiler. Sonraki dönemlerde haklarında çıkan, suret değiştirebilme özelliklerine sahip oldukları söylentilerinin sebebi bu olsa gerektir. Bu savaşçıların bir çoğu isimlerinin sonuna "ayı" anlamına gelen bjorn veya biorn kelimesini eklerlerdi. Arinbjorn veya Esbjorn gibi. Ayrıca bu hayvanların özelliklerini kazanmak için kurt ve ayı kanı içtikleri bilinirdi.

Berserkerler savaşçı olarak büyük saygı görürlerdi ve genelde savaşta ilk saldıran birlikler olurlardı. Odin ile olan bağlantıları komutanlarının da konumunu yükseltirdi, zira Odin tüm hükümdarların ve kabile şeflerinin efendisi olarak bilinirdi. Ancak berserkerlerin cinnet anında kendi arkadaşlarını öldürme ihtimali de vardı. Nordik toplumda kendi arkadaşını öldürmek en aşağılık suç olarak kabul edildiğinden, berserkerler toplumun arada kalmış kesimindeydiler. Sonuç olarak, bir çok destanda berserkerler cani olarak betimlenmişlerdir. Sıklıkla, bakire kızlara ve başka adamların eşlerine tecavüz etmekle suçlanmışlardır. Berserkerlerin sonunu getiren şey de büyük ihtimalle bu olmuştur. 1015 yılında Kral Erik tarafından, düello yapmak ve berserkergang yasadışı ilan edilmiştir. Bu yasak öncesi berserkerler bazı adamları düelloya davet eder ve berserkergang esnasında bunları öldürürlerdi. Sonra da Viking yasalarının verdiği hakla, bu adamların mallarına ve ailele bireylerine el koyarlardı. Berserkerler, İzlanda'da da kilise tarafından yasaklandı ve berserkergang geçiren kişiye 3 yıl sürgün cezası verilmesi kararlaştırıldı. Kilisenin bölgedeki otoritesinin güçlenmesiyle Berserker olmak, kafir ve büyücü olmakla eş tutuldu. İşte tüm bu sosyal baskılar sonucu berserkergang geleneği 12. yüzyılda tamamen ortadan kalktı.

Günümüz İngilizcesi'nde berserk kelimesi "öfkeden deliye dönmüş" anlamında yaygın şekilde kullanılmaktadır.


Encyclopedia of Warrior Peoples and Fighting Groups, Edited by Paul K. Davis and Allen Lee Hamilton, Grey House Publishing, 2006

0 yorum: