Themata(Thema'nın çoğul hali) sistemi 7nci yüzyılda kuruldu. Bir ihtimal Heraklius tarafından kuruldu ancak 650 yıllarında İkinci Constans tarafından dış baskılarla dağılan Exerciti'nin yerine kurulmuş olması daha muhtemeldir. Themata sistemi; savaş zamanı orduya katılmakla mükellef askerlere küçük tarım alanlarının verilmesinden ve oraya yerleştirilmesinden ibaretti. Bu topraklar babadan en büyük oğula geçerdi.İbn Hordadbeh isimli Arap casusunun 9ncu yüzyılda yazdığına göre themata birliklerine her 3 yılda bir para ödenirdi. Bazı durumlarda ise 4, 5 veya 6 yılda bir para ödenirdi. Constantin Porphyrogenitus ise 10ncu yüzyıl ortalarında, themata birliklerinin 4 gruba ayrıldığını ve her gruba 4 yılda bir para ödendiğini yazmıştır. Büyük ihtimalle her 3 veya 6 yılda bir toplam askerlerin üçte biri veya altıda biri dönüşümlü olarak görev yaparlardı. Bu ödemelere, iaşe yardımına ve özel ödüllere rağmen theme sistemine mensup çiftçilerin bazıları o kadar fakirdi ki, bazı durumlarda bir grup çiftçi birleşip içlerinden birinin savaş masraflarını karşılarlardı. Bazı durumlarda zengin komşularından yardım alırlardı. Diğer taraftan bir çok themata toprak ağası da kendi uşaklarına hatta kölelerine sahip olacak kadar varlıklıydılar.
İlk Thema'lar kendisini savunmak için belli bir birlik yerleştirilmiş bölgelerin isimleriydi. Optimaton Thema(Optimati), Obsikion Thema(Obsequium), Anatolikon, Armeniakon, ve Thrakesion Themata(Exerciti Orientalis, Armeniam ve Thracianus birlikleriydi) ve Bukellarion Thema(Bukellarii). Sonradan Thema'lar coğrafi yerlere göre isimlendirilecekti.
9ncu yüzyıla gelindiğinde Thema'ların tamamı bir strategos tarafından idare ediliyordu. Optimaton ve Opsekion istisna teşkil ediyordu. Bunlar henüz bir askeri statüye sahip değildi ve birer domestikos tarafından idare ediliyorlardı. 10ncu yüzyıla kadar Anatolikon Thema'sının strategosu en kıdemli subay olarak kabul ediliyordu. Her strategosun yanında, kentarchia olarak adlandırılan ve tam zamanlı çalışan 100 kişilik birliklerden oluşan askeri bir heyet bulunurdu. Bu heyete kentarchia spathariorum denilen subaylar komuta ederdi ve bunların emrindeki askerlere spatharioi denilirdi. Thema'nın büyüklüğüne göre bu heyetin mevcudu da değişebilirdi. Thrakesion strategosunun yanındaki heyetin 6 kentarchiadan müteşekkil olduğu bilinmektedir.
Themata sistemi kusursuz hale geldiği dönemde, her thema 2 veya 3 turmai veya meraiden oluşuyordu. Turmarchos veya merarchos tarafından idare edilen bu birlikler 3 moirai veya dhoungoiye ayrılıyordu. Bunların başında moriarchos veya dhoungarius bulunurdu. Her moira belli sayıda bandadan oluşurdu.(Banda sayısı 2 ila 5 arasında değişirdi. Hepsinin başında bir komes bulunurdu.) İbn Hordadbeh büyük themalar hakkında farklı bilgiler verir. Onun bildirdiğine göre her biri strategos ile yönetilen 10000 adamdan oluşurdu. Her biri 1000 kişilik 5 bandadan oluşan 2 turmaiye ayrılırdı. Her banda 200 adamdan oluşan 5 pentarchiaiye ayrılırdı. Bunların başlarında birer komes bulunurdu. Pentarchia 40 adamdan oluşan 5 birliğe ayrılırdı. İbn Hordadbeh bu birliklerin başında kontarhin isimli subaylar bulunduğunu bildirmiştir. (Kentarchiai olması muhtemeldir.)
Şüphesiz bölgeler arasındaki büyüklük farkı, birliklerin mevcudunda farklılıklar olmasına sebep olmuştur. Ancak şurası bir gerçektir ki, Strategicon'da belirtilen moira ve meros mevcutları, 2 veya 3 turmaiye dağıtılacak 4000 süvariye sahip themata içinde mümkün değildi. 838 yılına ait bir kaynak turmai mevcudunun 2000'den fazla olmadığını belirtir.
Themata süvarileri ya 1nci sınıf ya da 2nci sınıftı. 1nci sınıf süvariler, daha iyi teçhizata sahip olan zengin toprak sahiplerinden oluşurdu. 2nci sınıf süvariler ise genelde ihtiyatta tutulur veya muharebe dışı görevlerde kullanılırdı. Eğer bir thema içinde daha çok süvariye ihtiyaç olursa, o thema içindeki 2nci sınıf süvarileri göreve çağırmak yerine, diğer bir themadan 1nci sınıf süvari istenirdi. 778 yılına ait bir kaynakta her themanın 3000 adet 1nci sınıf süvari çıkarabildiğini belirtilmiştir. Ancak 900'lü yıllarda yazılan 4ncü Leo'nun Tactica'sında her themada 4000 adet 1nci sınıf süvari olduğu ve gerektiğinde her themadan 4000 süvari toplayarak Doğu themalarından toplam 30000 süvari çıkarılabileceği yazılmıştır. Ayrıca her thema 24000 civarında piyade çıkarabiliyordu. Ayrıca belki abartılı bir rakamdır ancak bir seferinde tek bir themadan 30000 piyade çıkarıldığı da yazılmıştır. Piyadeler süvariler gibi toprak sahibi olamıyorlardı çünkü zorunlu askerlik göreviyle orduya alınıyorlardı. Piyadeler de büyük ihtimalle süvariler gibi 1nci ve 2nci sınıfa ayrılıyordu.
902 yılı civarında İbn al-Fakih isimli bir Arap, doğu bölgelerindeki themaların asker mevcudunu şöyle verir:
Anatolikon 15000
Thrakesion 1oooo
Chaldia 10000
Armeniakon 9000
Bukellarion 8000
Opsikion 6000
Paphlagonia 5000
Seleukeia 5000
Macedonia 5000
Thrace 5000
Kappadocia 4000
Charsianon 4000
Sınırlarda genişlemeler oldukça veya diğer themalar bölündükçe yeni themalar kurulmuştu. Themalardaki toprak sahiplerinin ikinci ve daha genç oğullarına yeni sınırları güçlendirmek için topraklar verilirdi. "Dağ geçitleri" anlamına gelen Kleisourai diye adlandırılan sınır bölgelerinden yeni themalar doğardı. Bu themalar kleisourarchos tarafından yönetilirdi. Bu yönetici, emrindeki askerleriyle sınırı geçip düşman ülkesine keşif, akın ve taciz saldırılarında bulunan bir asildi. Yukarıdaki rakamlar verildiğinde doğuda 4 kleisourai mevcuttu. Bunlar Seleukeia, Sebasteia, Lykandos ve Leontokomis'di. Bu bölgelerden de bir kaç bin asker çıkması muhtemeldir.
Themalar kurulduktan sonra bölünerek küçülüyorlardı. Mesela Optimaton Thema'sı, aslen Bukellarion Thema'sına bağlıydı. O da daha önceden Opsikion Thema'sına bağlıydı. Bu şekilde 9ncu yüzyıl başında 10 olan Thema sayısı, bu yüzyıl sonunda 25 olmuştu. Bunlar doğu ve batı olmak üzere iki gruba ayrılıyorlardı. Her zaman daha kıdemli sayılan doğu grubu şunlardı: Anatolikon, Armeniakon, Thrakesion, Opsikion, Bukellarion, Kappadocia, Charsianon, Mesopotamia, Koloneia, Paphlagonia, Chaldia, Thrace ve Macedonia. Batı grubu da şu şekildeydi: Peloponnesos, Nikopolis, Kybirrhaiots, Hellas, Sicilia, Langobardia, Strymon, Kephalonia, Thessalonika, Dyrrachium, Samos, Aegean Pelaghos, Dalmatia ve Cherson.
Toplam thema sayısı Romanus Lecapenus(919-944) zamanında 30'a yükseltilmişti ve 11nci yüzyıl ortalarında 38'di. 11nci yüzyıl ortalarından itibaren sıklaşan Türk akınları ve 1071'deki Malazgirt yenilgisiyle, diğer her Bizans devlet sistemi gibi, Themata sistemi de gerileyip yokoldu.








8 yorum:
Bizans Ordusu hakkında bilgilendirici bu yazı dizisiyle bloga yeniden başlangıç yapmanız çok isabetli bir seçim olmuş;çünkü Bizans'ın çok uzun yıllar ayakta kalması başka sebeplerle beraber askeri yapısının ve taktik anlayışının -belki de yöresel düşmanlarla olan ilişkilerinden kaynaklandığı için- daha sistemli bir temele oturmasına dayandırılabilir ve sırf bu yüzden bile incelenmeye değer...
Avrupa ve Asya arasındaki geniş bir jeostratejik bölgeye sahip olan Bizans, yeni türeyen düşmanlarının hepsini bilimsel olarak inceleyerek taktik ve stratejik alanlarda ihtiyacı olan tarzı geliştirmiştir.
Bizans'ın taktik anlayışında erken Ortaçağ'dan itibaren ağır süvarinin çok önemli bir yeri olduğu,hem yazınızdan hem de Nikeforos Fokas'ın "ağır süvarimizden 6.000'ine sahip olan ve Tanrı'dan yardım gören komutanın daha fazlasına ihtiyacı yoktur" sözünden anlaşılmaktadır.
Bizans'ın taktiğe dayalı süvari ağırlıklı savaş sisteminden etkilenen Orta Asya'dan gelen atalarımız da bu yolla batıya akınlarını etkili kılmışlar, Anadolu'ya yerleşmelerini ve burada tutunmayı başarmışlardır.
Saygılar,
Nina
Yazınız basit bir coğrafya dersinden farksız. Ayrıca sizin nitelendirdiğiniz bu sayılar ancak kağıt üzerinde geçerliydi. Bu kuvvet konsantrasyonuna hiç bir zaman sahip olamadılar. Bu kadar kesin sayılar vermeniz gerçekten şaşırtıcı. Themata sistemini uyguladığını varsaydınız Selçuklular da dahil olmak üzere Marlborough ve Saxe ye kadar hiç bir ordu Bizansı incelemeye gerek duymadı.
Kaynaklarınızı tekrar gözden geçirmeniz dileğiyle.
Adelbert von Bredow
En azından Selçukluların Themata sistemini kopyalamadığını askeri yapılandırmalarında yalnızca bir alt küme olarak kullandıklarını kabul ediyorsunuzdur umarım.
Diğer konuya gelince Jomini David Chandler Verdu du Vernois Maurice Keen gibi teorisyenleri okudum. Ancak onlardan ziyade icracı komutanları okumayı tercih ederim.
Selçuklular'ın Bizans'ın Themata sistemini kopyaladıklarını hiç bir zaman iddia etmedim ki? Neredden çıkardınız?
Selçuklular'ın ikta sistemi belki Themata'ya benzer ama o da Nizam-ul Mülk'ün yaptığı kamu ıslahatlarını temel alır ve Osmanlı'nın timar sisteminin temelini oluşturur.
Bizans ve Selçuklu sosyo-kültürel açıdan farklı devletler olduğu için kopyalama gibi bir şey zaten söz konusu olamaz.
farklı bir konu ile alakalı mesajım: wagenburg taktiğinin tabur cengi taktiğine dönüsü konusunda bir makale güzel olurdu.
Sayın The Grand Turk,
Wagenburg taktiği ve tabur cengi taktiği zaten aynı şeydir. Tabur cengi, bu taktiğe Türklerin koyduğu isimdir. "Tabur"(Tabor) kelimesi Macarca at arabası konvoyu anlamına gelir.
Roma döneminde Gotlar bu taktiği nasıl uygulamışsa, Osmanlı zamanında da aynı şekilde uygulandı. 15. yüzyılda özellikle Macarlar tarafından çok yaygın kullanılıyordu. Değişen tek şey ateşli silahların kullanılmasıydı. Zaten topçuluğun gelişmesiyle, bu taktik işe yaramaz bir hal aldı.
Sonraladan, Kuzey Amerika'nın batısına ilerleyen Avrupalı beyaz yerleşimciler tarafından Kızılderili baskınlarına karşı yaygın ve etkili şekilde kullanıldığı da olmuştur. Uygulanan taktik Gotlar'ın, Macarlar'ın, Osmanlı'nın kullandığı taktiğin aynısıdır. Değişen bir şey yoktur.
Saygılar
Yorumlayı okuyunca bizim insanımıza bişey anlatmanın yersiz olduğunu görüyorum. M.Ö 700'lere gelin 1453 yılıns kadar yaşamış Roma'nın me kadar muhteşem ve iyi bir sisteme sahip olduğunu kabul etmek istemiyorlar. Yada bizim atalarımızın öyle veya böyle bu sistemi güzel bir şekilde uyarlamasını nedense küçüklük olarak görüyorlar çok enteresan. Bence çok güzel bir yazı olmuş..
Yorumlayı okuyunca bizim insanımıza bişey anlatmanın yersiz olduğunu görüyorum. M.Ö 700'lere gelin 1453 yılıns kadar yaşamış Roma'nın me kadar muhteşem ve iyi bir sisteme sahip olduğunu kabul etmek istemiyorlar. Yada bizim atalarımızın öyle veya böyle bu sistemi güzel bir şekilde uyarlamasını nedense küçüklük olarak görüyorlar çok enteresan. Bence çok güzel bir yazı olmuş..
Yorum Gönder